SÖZLEŞMELERDE YER ALAN ASGARİ ALIM TAAHHÜDÜ VE CEZAİ ŞART
Av.Merve Ayçe ÖZMERİÇ
Mart, 2018
Asgari alım taahhüdü klozları çoğunlukla bayilik sözleşmelerinde yer alan, bayi aleyhine getirilen sözleşmesel bir düzenlemedir. Bu düzenlemeyle bayi belli miktarda mal alımını bayilik veren şirkete karşı taahhüt etmiş olmaktadır ve bu taahhüde aykırılık halinde belli miktarda cezayı ödemeyi kabul etmektedir. Keza, akaryakıt şirketleri ile bayileri arasında akdedilen uzun süreli bayilik sözleşmelerinde çoğu kere, bayi aleyhine asgari alım taahhüdü öngörülmektedir. İş bu yazımızda, bilhassa akaryakıt bayilik sözleşmeleri bakımından asgari alım taahhüdü klozlarına ve bağlı cezai şart taleplerinin incelenmesi ve değerlendirilmesine yer verilmiştir.
Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde bayi; akaryakıt, LPG ve madeni yağ bakımından bayilik veren akaryakıt şirketine karşı sözleşme süresi boyunca yıllık olarak belli miktarlarda alım yapmayı taahhüt etmektedir. Sözleşmelerde yıllık alımının gerçekleşememesi halinde m3 başına belli miktarlarda cezai şartın bayi tarafından şirkete ödeneceği düzenlenmektedir. Sözleşmelerde yer alan söz konusu cezai şart TBK m.179/2 uyarınca ifaya ekli cezai şart niteliğindedir.
Uygulamada bayi tarafından asgari alım taahhüdüne yıl içinde uyulmamasına rağmen şirket tarafından herhangi bir talepte bulunulmadığı ve sözleşme ilişkisinin devam ettirildiği görülmektedir. Bununla beraber sözleşmenin feshinin gündeme geldiği hallerde, akaryakıt şirketleri tarafından bayiler geriye yönelik olarak geçmiş yıllara ilişkin cezai şart talepleri ile karşı karşıya gelmektedirler.
Oysaki “TBK.’nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez.” Bu halde bayinin asgari alım taahhüdüne uymamasına rağmen, sözleşme ilişkisi devam ederken bu aykırılığa ilişkin cezai şart talebinde bulunmayan ve takip eden yıllarda herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan bayilik ilişkisini sürdüren şirket iş bu maddeden kaynaklanan cezai şart alacağını (son yıl haricinde) talep hakkını kaybetmiş olacaktır. Bu konuda Yargıtay, bayiye takip eden yıl mal verilmeden önce ihtar çekilmesini veya ihtirazı kayıt konulmasını aramakta, aksi halde cezai şart alacağının sadece son yıl için talep edilebileceğini belirtmektedir. (Yargıtay19. Hukuk Dairesi E. 2013/7136 K. 2014/4464 T. 6.3.2014 kararı ile belirtilmiştir.)
Bununla beraber TBK’nun 179/II. maddesinde öngörülen ifaya ekli cezai şart hükmü, emredici nitelikte değildir ve taraflar bu sebeple sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Örnek olarak, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, ceza koşulunun istenmeyeceği yönünde bayide haklı bir güven oluşmuşsa, haklı güven ve dürüstlük ilkesi gereği cezai şartın talep edilemeyeceği kabul edilmektedir[1].
Netice olarak, bayilik sözleşmelerinde yer alan asgari alım taahhüdüne aykırılık halinde öngörülen cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Bu halde cezai şart talebinin kabul görmesi için bu cezai şarttan vazgeçilmemesi gerekir. Bu kapsamda devam eden sözleşme ilişkisinde çekince konulmamış ve sözleşmede düzenlenen edimler ifa edilmiş ise geçmişe yönelik cezai şart alacağı talebi hukuken himaye göremeyecektir. Bununla beraber uzun süre devam eden sözleşmelerde cezai şartın yıllarca talep edilmemesi, sözleşmenin diğer tarafı olan bayide cezai şartın istenmeyeceği yönünde haklı bir güven oluşturur ve bu halde de cezai şart alacağı talep edilemez. Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerde yer alan cezai şart düzenlemeleri uygun düştüğü ölçüde ve özel hüküm bulunmayan hallerde, iş bu çalışmanın konusu akaryakıt bayilik sözleşmeleri dışında da uygulama alanı bulacaktır.
[1] Yargıtay HGK’nun 20.01.2013 T. 2012/19-670E.2013/171K. sayılı kararı benzer yönde; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2014/4912 K. 2014/8686 T. 5.5.2014 kararı; haklı güven kavramı için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2012/19-670 K. 2013/171 T. 16.1.2013 kararı; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2013/14654 K. 2013/19950 T. 17.12.2013 kararı

0 comments