ÇEK VE SENETTEN ÖTÜRÜ BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ DAVASI VE İSPAT KURALLARI
Av.Merve Ayçe ÖZMERİÇ
Eylül, 2017
Günümüzde çek ve (bono niteliğine sahip) senetlerin ticari hayatın bir gereği olarak ödeme vasıtası olarak kullanılması ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Çek ve senetler çoğu kere bir sözleşmenin ifasına bağlı olarak verilmektedir. Ancak sözleşmenin ifası sırasında çıkan (malın ve/veya hizmetin ayıplı olması, gecikmiş ifa, ayıplı ifa, sözleşmeye aykırı ifa, hatır senedi verilmesi) sorunlar sebebiyle sözleşen diğer tarafa verilmiş bulunan senetlerin tahsil edilmesi çoğu kez mağduriyetlere sebep vermektedir.
Hukukumuzdaki ispat kuralları gereği çekin veya senetten ötürü borçlu bulunmadığının iddiasının kabul edilebilir olması için, öncelikle bu konudaki ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, çek veya senetten ötürü borçlu olmadığını iddia eden kişi, açacağı menfi tespit davasında bu iddiasını yazılı delil ile ispat ile mükelleftir. (İşçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan ilişkilerdeki tanık ile ispata ilişkin uygulamalar saklıdır.)
Çek ve senedin aralarında bulunduğu kambiyo senetleri, “soyut borç ikrarını içeren senet” niteliğindedir. Hukuk düzenimizde soyut borç ikrarı kural olarak geçerli olup, soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesi kural olarak zorunluluk arz etmez. Bu aşamada senet alacaklısını, senetten ötürü alacaklı olduğunu ispat bakımından ayrıca bir ispat vasıtasına gerek duymaz.
Çek ve senet ile borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmek yükümlülüğü altına girmektedir. Çek veya senedin bedelsiz olduğu iddia edilmesi sureti ile açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Yüksek Mahkeme’nin yerleşik içtihadı ve öğretideki görüşler de bu yöndedir. (Bkz. Yarg. HGK. 29.09.1976, 11/497-2564; Yarg. TD. 23.11.1970, 2787/4659; Yarg. 11. HD. 30.04.1984, 2460/2584; B. KURU, Hukuku Muhakemeleri Usulü, C.2, s. 367, UYAR, Olumsuz Tespit Davaları, s. 560, B. UMAR/E. YILMAZ, İspat Yükü, s. 132; Yarg. 19. HD. 22.09.1992; 8658/4353; YKD. Mart 1993, C. 19, S.3, s. 415 vd; E. ERTEKİN/İ. KARATAŞ, Uygulamada Ticari Senetler, s. 707).
Nihayetinde borçlunun senedinin bedelsizliğine ilişkin olarak; önce borcun sebebini, daha sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yahut geçersizliğini veya sebebe bağlı olarak ödeme gibi borcu sona erdiren bir olguyu ispat ile yükümlüdür. Eğer bu ispat gerçekleşmemiş ise borçluya alacaklıya yemin teklif edebileceği hatırlatılarak buna göre karar verilmesi gerektiği Yargıtay kararlarında sıklıkla ifade olunmaktadır.
Bununla beraber istisnai bir hal olarak faktoring şirketlerinin devraldıkları alacak bakımından ayrı bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre faktoring şirketinin devir aldığı alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik edilmelidir.
Bedelsizlik iddiasında bulunulan çek veya senet alacaklı tarafından 3. kişilere ciro edilmiş de olabilir. Bu halde alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkiden kaynaklanan kişisel defiler ancak başvuran hamile bile bile borçlu zararına hareket ettikleri durumda ileri sürülebilecektir. Bu halde örnek olarak çek borçlusu imzanın kendisine ait olmadığını 3.kişiye karşı ileri sürebilir. Ancak çek borçlusu sözleşme konusu edimin ifa edilmediğini, hamile karşı ileri süremez, meğerki hamil bilerek borçlu zararına bilerek hareket etsin.
Yine 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790’ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” denilmiştir. İstirdat davasında davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduranın kötü niyetli ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. (Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak, s. 127; Öztan, Kıymetli Evrak, s. 294; Kınacıoğlu, Kıymetli Evrak, s. 73; Pulaşlı, Kıymetli Evrak, s. 51; Öztürk Dirikkan, Ziya ve İptal, s. 52; Gültekin, Ziya ve İptal, s. 92).
Uygulamada senetteki malen kaydı da ispat yükü açısından bir değişiklik yaratmamaktadır. Yargıtay uygulamasında ancak senetteki malen kaydı yerine senedin nakit karşılığı alındığı yahut nakden kaydı yerine senet karşılığında mal verildiği iddiası ileri sürüldüğünde senedin talil edilmiş ve ispat yükünün yer değiştirmiş olduğu kabul edilmektedir. Bunun haricinde nakden veya malen kayıtlarının ispat yükü üzerinde bir etkisi bulunmadığı gibi senetteki malen kaydı senet karşılığının fatura ve benzeri deliller ile ispatı gerekeceği sonucunu doğurmamaktadır.
Netice olarak mağduriyetlerin önlenmesi için, çek ve senetlerin tesliminde öncelikle bu evrakların hangi hukuki ilişkiye dayanılarak verildiği yönünde yazılı belge düzenlenmesi önem arzetmektedir. Bu halde söz konusu senetlerin dayanağı hakkındaki ispat yükümlülüğü sağlanmış olacaktır. Bu aşamadan sonra sözleşmenin yerine getirilmediği yönündeki ispatın sağlanması ya da senet bedelinin ödendiğinin yazılı belge ile ispatlanması halinde bedelsizlik iddiası menfi tespit davasında hukuken korunacaktır. Menfi tespit davası konusu teşkil eden alacağın ödenmesi halinde talep bedelin istirdadına dönüşecektir.

0 comments