• Anasayfa
  • Bizi Tanıyın
  • Uzmanlık Alanlarımız
    • Ticaret ve Şirketler Hukuku
    • Marka Tasarım ve Fikri Mülkiyet Hukuku
    • İnşaat Hukuku ve Eser Sözleşmeleri İhtilafı
    • Kamu İhale Hukuku
    • Sözleşmeler Hukuku
    • Yabancılar Hukuku ve Uluslararası Hukuk
    • Borçlar Tazminat Taşınmaz Hukuku
    • İdare ve Vergi Hukuku Davaları
    • İcra ve İflas Hukuku
    • Kira Hukuku
    • Kat Mülkiyeti Hukuku
    • Miras Hukuku ve Medeni Hukuk
    • Boşanma ve Nafaka Hukuku
    • İş Hukuku
  • İletişim
  • Makaleler
  • Güncel Gelişmeler
  • Yasal Uyarı
  • Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram

Vergi Davalarında Yürütmenin Durması

-VERGİ DAVALARINDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI-

Yazar: Av. Merve Ayçe ÖZMERİÇ

İstanbul, 2011

Giriş:

İdari işlemlerin “icrai karar olma özellikleri, bu kararların kamu amacına yönelik olmalarından ve alınmalarında kamu gücüne dayanılmasından kaynaklanmaktadır.”[1]

Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası ile hukuk devletinin olmanın gereklerinden biri olarak idari işlemlere karşı yargı yolu kural olarak açık tutulmuştur. Bu husus T.C. Anayasası’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında ” İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” şeklindeki düzenleme ile belirtilmiştir. Yine aynı maddenin beşinci fıkrasında “İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.”şeklindeki ifade ile de belli şartlar altında idari işlemin yürütmenin durmasına olanak tanınmıştır.

Yürütmenin durdurulması kararları ise,  Danıştay 5.Dairesi tarafından 20.09.1994 tarihli, E.1994/4960 K.1994/4062 sayılı kararı ile “dava konusu idari işlemin uygulanmasını durduran, başkaca bir deyimle onun icrailik niteliğini askıya alan ve söz konusu işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan geçici nitelikteki kararlardır.” [2] şeklindeki ifade ile açıklanmıştır.

Hukukumuzda idare tarafından tek yanlı olarak tesis edilen ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanan idari işlemlerin icrai niteliğini geçici olarak kesintiye uğramasına olanak sağlayan yürütmenin durması kurumudur. Çalışmanın devamında daha detaylı olarak açıklanacağı üzere, yürütmenin durması için bazı hallerde bir merci kararına gerek duyulurken, bazı hallerde de dava ikamesi yeterli olmaktadır.

2577 Sayılı Kanun md.1/1 düzenlemesi ile Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde bu kanunda gösterilen usul uygulanacaktır. Bu sebeple vergi davalarında yürütmenin durdurulması konusunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun yürütmenin durdurulması başlıklı 27.maddesini incelemek gerekecektir.

İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’da Yürütmenin Durdurulması:

Madde 27 (Değişik: 10.6.1994 – 4001/12 md.)

  1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
  1. Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.
  1. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklardan doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.
  1. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.
  1. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hâkim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
  1. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
  1. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.

 Yürütmenin Durdurulması Kararında Telafisi Güç ve ya İmkânsız Zararların Doğması ve Açık Hukuka Aykırı Olma Şartı :

2577 sayılı yasayla Mahkeme tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için telafisi güç ve ya imkânsız zararların doğması ve açık hukuka aykırı olma şartı birlikte aranmaktadır.

Doktrinde,  açıkça hukuka aykırı olma şartının tespiti için dilekçelerin teatisini aşamasının gerçekleşmesinin beklenmesi, dosya üzerinden esas bakımından da inceleme yapılması sebebiyle eleştirilmiş, yine dosyalar üzerinden yapılan araştırmalar neticesinde hâkimlerin yürütmenin durdurulması taleplerini, idari işlemin hukuka aykırı veya uygun olduğunu belirledikten sonra karara bağladıklarına işaret edilmiştir.[3]

Vergi Davalarında Yürütmenin Durması:

İ.Y.U.K. madde 27 uyarınca vergi uyuşmazlıklarına ilişkin açılan davalar,  tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur; ancak  idari davalarda, vergi davalarından farklı olarak davanın açılması söz konusu işlemin icrailiğini kendiliğinden durdurmamaktadır.

Vergi davalarında,  tarh aşaması bakımından durum bu olmakla beraber İ.Y.U.K. md.26/3’ e göre işlemden kaldırılan ve ihtirazi kayıtla verilen beyannameler hakkında tahsil işleminin kendiliğinden durması söz konusu olmamaktadır. Yine tahsil aşamasına gelen vergilere ilişkin uyuşmazlıklarda dava ikamesi ile yürütme kendiliğinden durmamaktadır.

Tarh Aşamasındaki Davalarda Yürütmenin Durması:

Yürütmenin durması kurumu verginin tarhı ve tahsili aşamalarında farklılık göstermektedir. Bu sebeple verginin tarh, tebliğ, tahakkuk, tahsil aşamalarına kanuni tanımları belirtilerek kısaca değinilecektir. Vergi Usul Kanunu’nda (md.20, 21, 22, 23 de) tarh, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muamele; tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi; tahakkuk,  tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi; tahsil, kanuna uygun surette ödenmesi olarak tanımlanmıştır. Tahakkuk safhasına dava açma süresinin bitmesi veya davanın reddi ile geçilebilir, bu işlem tarh ve tahsili ayıran bir idari işlem olarak kendini gösterir.[4]

Vergi Usul Kanunu’nda tarh mükelleflerin beyanı üzerine yapılan tarh,  ikmalen tarh[5], re’sen[6] ve idarece[7] tarh olarak ayrılmıştır. V.U.K. md 378/2 ile istisna hariç beyan üzerine yapılan tarh işlemlerine karşı dava yolu kapatıldığından ikmalen, re’sen, idarece yapılan tarh işlemine karşı dava açılabilir, keza bununla beraber yürütme durmaktadır.

İşlemden Kaldırılan Dosyalarda Yürütmenin Durması:

İ.Y.U.K. md. 27’nin 3. fıkrasının son cümlesinde dosyanın işlemden kaldırılması halinde temel kuraldan farklı olarak dava açılması ile yürütmenin kendiliğinden durmadığı ve fakat yürütmenin durdurulmasına ilişkin talepte bulunulabileceği ve karar verilebileceğine işaret edilmiştir.

Dosyanın işlemden kaldırılması hususu 27. maddede yapılan atıfla da işaret edildiği üzere İ.Y.U.K. md 26/3 ‘de şu şekilde düzenlenmiştir: ”Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.” maddenin lafzından da anlaşıldığı üzere yürütmenin durmasının mevcut olduğu bir davada tebligatın yapılamaması yürütmenin durdurulması kararını hükümsüz kılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri tebligatın yapılamaması halinin neleri kapsadığıdır. Zira Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu, 26.11.1999/150E.,1999/503K., sayılı  “dava dilekçesinde gösterdiği adrese kendisine evvelce tebligat yapıldığı tartışmasız olan davacının, eski adresini değiştirdiği tebligata elverişli yeni adresini bildirmediği veya böyle bir adresin saptanamadığı durumlarda tebligatın Tebligat Kanunu 35.maddesine göre yapılması zorunludur.” [8] şeklindeki kararıyla dosyada evvelce tebligat yapılan tarafa T.K. md. 35 çerçevesinde tebligat yapılması gerekeceği, aksi haldeki dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılması kararlarının hukuka uygun olmayacağına kanaat getirmiştir.

Diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise tarh safhasındaki uyuşmazlıklara ilişkin davalarda işlemden kaldırma üzerine verilen yenileme dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmasına gerek olmadığı hususudur. Yine Danıştay 11.H.D. işlemden kaldırılan dava dosyasında yürütmenin hangi aşamadaki davalarda devam edeceği hususunu şu şekilde açıklamıştır.“Anılan hükümlerde amaçlanan yenileme dilekçelerinde yürütmenin durdurulmasını isteme zorunluluğunun, tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı açılan davalarla ilgili olmayıp, 6183 sayılı Kanuna tabi işlemlerle, ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı açılan davalarda uygulanması mümkün olan bir kural olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.” [9]

İhtirazi Kayıt Üzerine Verilen Beyannamelere İlişkin Davalarda Yürütmenin Durması:

İ.Y.U.K. md.26/3’ de belirtilen dava ikamesi ile yürütmenin durmasının kendiliğinden söz konusu olmadığı diğer durum ise dava konusunun ihtirazi kayıt üzerine verilen beyannamelere ilişin olduğu işlemlerdir.

Vergi Usul Kanunu uyarınca kural olarak mükelleflerin beyan ettikleri vergilere yargı yolu kapatılmışsa da bu duruma ihtirazi kayıt müessesi ile bir istisna getirilmiştir. Mükellefler beyannamelerine koyacakları ihtirazi kayıt ile dava açma haklarını saklı tutma imkânına sahip olacaktır. Danıştay ” İhtirazi kayıtla beyan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 378’inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacaklarına ilişkin hükmün bir istisnası niteliğindedir. Her ne kadar vergi mevzuatında, ihtirazı kayıtla beyanname verilebileceğine ilişkin açık bir bir hükme yer verilmemiş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27’nci maddesinin 3’üncü bendinde, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerden dolayı açılan davaların, tahsil işlemini durdurmayacağı kurala bağlanmakla, yükümlülerin beyan ettikleri matrahlara karşı dava açma olanağı tanıyan ve vergi uygulamasına öteden beri giren ihtirazi kayıtla beyan müessesesi, pozitif hukukumuzda kabul edilmiştir.”[10] şeklindeki içtihatı ile ihtirazi kayıt müessesinin Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmemiş olmasına rağmen İdari Yargılama Usul Kanunu ile uygulamasının olduğuna işaret etmiştir.

Tahsilât İşlemlerinden Doğan Davalarda Yürütmenin Durdurması:

İ.Y.U.K. md. 27/ 3. fıkrasında belirtildiği üzere vergilerin tahsil aşamalarındaki davalarda, diğer uyuşmazlıklara ilişkin davalardan farklı olarak yürütmenin durdurulması kendiliğinden devreye girmemektedir. Ancak, Mahkeme’den alınacak yürütmenin durdurulması kararı tahsil işlemini durduracaktır. Kanuni düzenlemedeki bu istisnai durumun nedeni tahsil aşamasının artık tarh ve tahakkukun neticesi olmasından kaynaklanmaktadır.

Ödeme Emrine Karşı İkame Edilen Davalar:

Mükellefe tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılacak davalar 6183 sayılı yasanın 58.maddesinde [11] borcun olmadığı, kısmen ödendiği ve zamanaşımı sebepleri ile sınırlandırılmıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun 58/3. Maddesi ile getirilen “ İtirazda bulunan borçlu bu kanuna göre teminat gösterdiği takdirde takip muamelesi itirazlı borç miktarı için ve itiraz komisyonunca bu hususta karar verilinceye kadar durdurulur.” şeklindeki düzenleme 28.01.2010 tarihinde 5951 sayılı kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Zira bu hükme karşı 2577 sayılı kanunun 27.maddesindeki tahsil işlemlerine karşı açılan davalarda yürütmenin durmayacağının belirtilmiş olması sebebi ile mülga hükmün değerini kaybettiği yönünde eleştiriler yapılmıştı.[12]

Sonuç olarak, ödeme emirlerine karşı açılan davalarda ancak Mahkemenin vereceği hükümle yürütmenin duracağından bahsetmek doğru olacaktır.

İhtiyati Haciz, Haciz, İhtiyati Tahakkuk İşlemlerine Karşı İkame Edilen Davalar:

Hukuk düzenimizde idare tarafından uygulanan ihtiyati ve ihtiyati tahakkuk işlemlerine karşı yapılan itirazlar 6183 sayılı Kanunun 15.[13] ve 20. [14] maddesinde düzenlenmiştir. Haciz ise 6183 sayılı yasanın 62.maddesinde düzenlenmiş ve devam eden maddelerde usule ve itiraza ilişkin hususlara değinilmiştir.

İhtiyati tahakkuk ve ihtiyati hacze karşı açılan davalarda yürütmenin durması kurumunun akıbetinin ne olacağı konusunda  2577 sayılı yasanın 28.maddesini incelemek gerekecektir. İdarenin,  Mahkemenin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarını gecikmeksizin yerine getirme yükümlülüğü bu madde ile düzenlenmiş olmakla beraber, 28. maddenin son cümlesinde  “Ancak, haciz ve ya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararın kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.” ifadesi ile ihtiyati haciz ve kesin haciz bakımından istisna getirilmiştir. Yani, idare ve vergi mahkeme kararlarının icrası için kural olarak kesinleşmeleri gerekmemekte,bununla beraber haciz ve ihtiyati hacze ilişkin kararların icrasında kararın kesinleşmesi gerekmektedir.

Söz konusu hüküm yazar Yılmaz Özbalcı tarafından ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuka karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararının alınmasının mümkün olmayacağı, ancak kesinleşen mahkeme kararı sonrasında yürütmenin duracağı şeklinde değerlendirilmişti.[15]

Danıştay 9. Dairesi 2007/6035 E.,2008/6456 K. Sayılı 30.12.2008 tarihli kararı [16] ile ihtiyati hacze ilişkin davalarda yürütmenin durmasının talep edilebileceğini ve yine 2577 sayılı yasanın 28. Maddesi uyarınca ihtiyati hacze karşı ikame dilen davada verilen yürütmenin durdurulması kararının ancak kesinleştikten sonra icra edilebileceğini yerel Mahkeme kararını onayarak ortaya koymuş bulunmaktadır.

Sonuç olarak, ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyen davacı söz konusu yürütmenin durdurulması kararının icrası için kesinleşme olgusunu bekleyeceğinden, idarenin yürütmenin durdurulması talebinin kabulü hakkındaki karara itiraz etme olasılığı göz önünde bulundurularak,  bu aşamada pratik anlamda en ivedi sonuç alınması için ancak 6183 sayılı yasanın 16.maddesi[17] uyarınca teminat göstermek suretiyle haczin kaldırılmasını talep etmek olacaktır.

V.U.K. Md.267 Gereğince Takdir Komisyonlarının Belirlediği Bedele Karşı İkame Edilen Davalar:

 Vergi Usul Kanunu’nun 267.maddesinde[18] bir malın değerinin tespit edilmesine ilişkin bir düzenleme yapılmış olup, üçüncü ve dördüncü fıkradaki usullere göre malın değerinin belli olmaması halinde beşinci fıkradaki üçüncü sıra ile isimlendirilen usule geçileceği, takdir komisyonunca gerekli araştırmalar yapılarak bedelin belirleneceği hususuna değinilmiştir. Bu maddedeki düzenleme ile mükelleflerin söz konusu bedel tespiti işlemine karşı dava açma hakları sağlanmış olmakla beraber, dava açmakla yürütmenin durmayacağı belirtilmiştir. Bu sebeple ikame edilen davada ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınmazsa yürütme işlemi devam edecektir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu Kapsamındaki Vergi ve Resimlere Karşı İkame Edilen Davalar:

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 198.[19] maddesi ile kural olarak yapılan kontrol ve denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen gümrük vergileri ile işlemleri daha sonra yapılmak üzere teslim edilen eşyaya ilişkin vergiler ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içerinde ödenmesi zorunlu olup, itiraz halinde ödeme süresinin kesileceği düzenlenmiştir.

Mükelleflere 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242.maddesi ile tebliğ edilen gümrük vergi, cezaları ve idari kararlara karşı on beş gün içerisinde üst makama üst makam yok ise aynı makama verecekleri dilekçe ile itiraz etme hakları tanınmıştır.[20] İlgili maddenin 4.fıkrasına göre söz konusu itirazın reddi halinde idari yargı yoluna başvurulabilecektir. İdari yargı yerine başvurulması söz konusu işlemin idare tarafından yürütülmesini 2577 sayılı kanunun 27.maddesinin uygulaması ile engelleyecektir. Zira Gümrük Kanunu’nun mülga (Anayasa Mahkemesinin 18/10/2005 tarih ve 2003/7 E. ve 2005/71 K. sayılı kararıyla iptal edilmiş ve bu Karar 22/02/2006 tarih ve 26088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.) 245/3.[21] fıkrası idari yargı yerlerine başvuruda yürütmenin durmasını engellemiyordu.

Yürütmenin Durdurulmasında Sürelerin Kısaltılması ve Özel Tebligat Usulü:

2577 sayılı Kanunun 16. maddesinde cevap sürelerine ilişkin düzenleme yapılmış olup, 27.maddenin 4.fıkrası ile bu sürelerin kısaltılabileceği belirtilmiştir, yine yürütmenin durdurulması kurumunun niteliği itibari ile tebligatın memur vasıtasıyla yapılması olanağı da tanınmış olmaktadır.

Tebliğin memur vasıtasıyla yapılmasına dayanan düzenlemenin uygulamasına daha çok yürütmenin durdurulması kararı verilmeden önce davalı taraf savunması alınması ve yahut ara karar gereği bazı hususların sorulmasında rastlanmaktadır.[22]

Yürütmenin Durması Kararında Teminat:

2577 sayılı kanunun 27 maddesinin 5.fıkrası ile yürütmenin durması kararının verileceği ihtilaflarda teminat istenip istenmeyeceği meselesinde ve yine teminata ilişkin uyuşmazlıklarda esas ihtilafı gören Mahkeme yetkili kılınmış olup, teminat miktarı bakımından da belli bir oran belirtilmeyerek Mahkeme’ye takdir hakkı tanınmış bulunulmaktadır. Yine bu fıkradaki düzenleme ile idare ve adli yardımdan faydalanan şahıslar bakımından teminat muafiyeti getirilmiştir.

İ.Y.U.K.’da teminat hususunda bir düzenleme olmadığından teminat bakımından İ.Y.U.K. md.31’in atfı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 96-100 maddelerinde getirilen düzenlemeler idari yargıda uygulama alanı bulacak ve 6183 Sayılı yasada 10. ve 11. madde de belirtilen değerler[23] teminat olarak kabul edilebilecektir.[24]

Yürütmenin Durdurulması Talebi Sonucu Mahkemenin Vereceği Kararlar:

Davacının yürütmenin durdurulması talebini dava dilekçesi ile talep edebileceği gibi, sonradan da bu hususta bir talepte bulunabilir, zira kanunda yürütmenin durdurulması talebi için herhangi bir süre öngörülmemiştir. Davacının yürütmenin durdurulması talebini içeren dilekçesi üzerine Mahkeme dört şekilde karar verebilir:[25]

1-Reddine,

“İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27.maddesinin 2. fıkrasında İdari mahkemelerin idari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, olayda yukarıda anılan Kanun hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemin reddine, tebligatın tamamlanmasına, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Bölge idare Mahkemesi’ne  itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi.” [26](Ankara 5. Vergi Mahkemesi 2005/800 E. Sayılı dosya)

2-Ara kararı ve savunması alındıktan sonra incelenmesine,

“Davalı idarece düzenlenen 25.05.2004 tarh ve 2004/6072 sayılı ödeme emrine karşı açılan davada, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verebilmek için; davalı İdareden; 1-)Ödeme emirlerine konu tarhiyatın davacı şirketin bilinen adreslerine posta veya memur eliyle tebliğ edilmediğine dair tebliğ zarfı ile adres tespit tutanaklarının, 2-)Ödeme emirlerine konu tarhiyatın davacı şirket yetkilisinin dairenize verdiği 20.02.2001 gün ve 10403 sayılı dilekçesinde belirttiği adrese tebliğ yoluna gidilip gidilmediği, gidilmiş ise bilgi ve belgelerin ve adres tespit tutanaklarının,3-)Ödeme emrine konu tarhiyata ilişkin ihbarnamenin, sorulmasına, istenmesine, davacının yürütmenin durdurulması isteminin 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20.maddesi uyarınca davalı idareye çıkarılan ara kararın cevabı alındıktan ve ya ara kararı cevabı için davalı idareye verilen 20 günlük süre geçirildikten sonra incelenmesine 8.6.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”[27] (Ankara 1. Vergi Mahkemesi 2005/578 E. Sayılı dosya)

3-Ara kararı ve birinci savunma alındıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilmek üzere kabulüne,

“Mahkememizce idari işlemin haklılığının araştırılması ve sonucun alınması beklenilmeden davalı idarece işyeri kapatma cezasının hemen uygulanması halinde sonuçta davacı haklı çıksa bile telafisimümkün olmayan durumlar doğabileceği dikkate alınarak davacının yürütmenin durdurulması talebinin davalı idarenin birinci savunması alınıncaya kadar teminat aranmaksızın kabulüne, dava dilekçesinin davalı idareye tebliğ suretiyle dosyanın tekemmülüne,9.2.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”[28] (Ankara 1. Vergi Mahkemesi 2004/110 E. Sayılı dosya)

4-Yürütmenin durdurulması isteminin kabulü,

“Dava;  davacının ortağı ve şirket müdürü olduğu,Uysal Çelik Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin, ödenmeyen vergi borçlarından dolayı, davacı adına kayıtlı 06 YOY 47 plakalı aracına 17.11.2004 tarih ve 2004/32153 sayılı işlemle konulan haczin kaldırılması istemiyle açılmıştır.

Dosyanın ve Mahkememizin 25.5.2005 tarihli ara kararına cevaben 1.7.2005 gün ve 23539 sayılı yazı ekinde dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının ortağı  ve şirket müdürü olduğu Uysal Çelik Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçlarından dolayı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirketin bilinen adreslerinde bulunmaması üzerine 24.11.2002 tarihli 24 Saat Gazetesi’nde ilanen tebliğ edildiği, ilgili şirkete bilinen adreslerinde ulaşılamadığından aciz fişi düzenlenemediği, dolayısıyla şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilmediği, söz konusu amme alacağı için haciz varakası düzenlenmemiş olup, şirket adına düzenlenen ve ilanen tebliğ edilen ödeme emirlerine istinaden tahsilât yoluna gidildiği, davacı adına ödeme emri düzenlenmediği anlaşılmıştır.

Bu durumda haciz uygulamasını gerekli kılan koşullar davacı açısından gerçekleşmemiş bulunduğundan, davacı adına kayıtlı araca konulan haciz işleminde yasaya uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan  nedenlerle istemin kabulüne, hukuka aykırı bulunan ve uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağı sonucuna varılan haciz işleminin 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27/2.maddesi gereğince teminat aranmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Ankara Böle İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere 6.7.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”[29] (Ankara 1.Vergi Mahkemesi 2005/513E.sayılı dosya)

Yürütmenin Durdurulması Talebi Hakkında Verilen Kararlara İtiraz:

İ.Y.U.K. md.27/5 düzenlemesi ile yürütmenin durdurulması hakkında Mahkeme kararlarına itiraz yolu açık tutulmuş ve itiraz mercide belirtilmiştir. Buna göre karar;

Danıştay Dava Dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına,

Bölge İdare Mahkemesince verilmişse en yakın Bölge İdare Mahkemesine,

İdare ve Vergi Mahkemeleri ile tek hâkim tarafından verilmişse Bölge İdare Mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilmişse en yakın nöbetçi Mahkemeye veya kararı veren hâkimin katılmadığı nöbetçi Mahkemeye itiraz edilecektir.

İtiraz süresi kararın tebliğinden itibaren yedi gün olarak belirlenmiştir. Kanuni düzenlemeye göre itirazı incelemeye yetkili merciler dosyanın kendilerine gelişinden itibaren yedi gün içerinde bu hususta karar vermek zorundadırlar, mercilerin bu hususta verecekleri kararlar kesindir.

Kanuni olarak, aynı dosyada yürütmenin durdurulması talebini sayıca kısıtlayan bir düzenleme olmadığından, ileri sürülen sebep ve delillerin değiştiği iddiası ile dosyada birden fazla defa yürütmenin durdurulması talebinde bulunulabilir, böylelikle Mahkeme’nin bu hususta vereceği kararına da itiraz edilebilecektir. Bu hususta Ankara 1.Vergi Mahkemesi 2004/149 E.sayılı dosyadan[30] alınan örnek karar şu şekildedir:” Uyuşmazlık konusu ek katma değer vergisi tahakkukuna istinaden kesilen para cezasına karşı açılan davada, Mahkememizce 24.3.2004 tarih ve E:2004/149 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş bulunulmaktadır. Davacının 29.4.2004 tarihi dilekçesi ile ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde ileri sürülen delillerin ise uyuşmazlığın hukuki niteliğinde önceki kararımızı değişterecek şekilde yeni bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından davacının ikinci kez yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemin reddine, tebligatın tamamlanmasına, kararın tebliği izleyen yedi gün içinde Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığında itiraz yolu açık olmak üzere 7.5.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”

Temyiz Halinde Yürütmenin Durmasının Akıbeti:

   İ.Y.U.K.md 52[31]’de yer alan düzenlemeye göre temyiz veya itiraz yoluna başvurulması kararın yürütmesini durdurmaz; ancak söz konusu temyiz veya itirazı inceleyen merciden işlemin yürütülmesinin durdurulması talebinde bulunulabilir.

Vergi Mahkemesi’nde söz konusu tarhiyat işlemine karşı dava açılması işlemin yürütmesini kendiliğinden durduruyorsa da, temyiz yoluna başvurmanın işlemin icrailiği bakımından böyle bir etkisi yoktur. Danıştay kararları[32] uyarınca da, Vergi Mahkemesi tarafından davanın reddine hükmedilmesi halinde, mükellef hakkındaki takibat devam edecektir.

Danıştay 7.Dairesi 08.11.1990 tarihli, E.1990/3083,K.1990/3465 sayılı[33] “ Dava açılmak suretiyle kendiliğinden duran tahsilât işlemlerine yeniden devam edilebilmesi ve bu meyanda ödeme emri düzenlenebilmesi; vergi mahkemesinin davayı sona erdirmesine bağlı bulunmaktadır.

Dilekçenin reddine ilişkin kararlar bu nitelikte bulunmadığından bunların tahsilat işlemlerine geçilmesine olanak sağlamayacağı açıktır. Bu nedenle bu tür karaların temyiz ve itiraz konusu edilmesi de sonucu etkileyici nitelikte değildir.” şeklindeki kararı ile dava dilekçesinin reddi kararlarının, davayı sona erdiren kararlardan olmadığından, temyizinin söz konusu idari işlemin yürütmesinin durmasını sağlamaya devam ettiğini belirtmiştir.

Danıştay 3.Dairesi 10.03.1986 tarihli E.1985/5330 sayılı kararı[34] (DD.64-65, s.162) ile de belirtildiği üzere ”temyiz safhasında verilen yürütmenin durdurulması kararları belirli bir süre ile(sınırlı olmayıp); temyiz isteminin esası hakkında karar verilinceye kadar hüküm ifade etmektedir.

Vergi mükellefinin açtığı davada red kararını temyiz etmesi ve temyiz mercii tarafından yürütmenin durdurulması kararı verildiği hallerde, temyiz incelemesi sonucu onama kararı verildiği durumda, yürütmenin durması kararı etkisini yitirecek, oluşan yeni hukuki durum gereğince mükellefe tekrar ödeme emri gönderilmesi gerekecektir..[35]

Yürütmenin Durdurulması Kararının Sonuçları:

Anayasa’nın 138.maddesindeki “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” şeklindeki düzenlemeye paralel olarak  İ.Y.U.K. madde 28[36] ile getirilen düzenleme ile idare gerek esasa, gerekse yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar gereklerini gecikmeksizin yerine getirmeye mecbur olup,iş bu gereğin yerine getirilmesi için idareye kararın tebliğinden itibaren otuzgünlük üst süre tanınmıştır. Maddenin üçüncü bendindeki düzenleme ile bu hükme aykırı davrananlar hakkında maddi ve manevi tazminat davası ikame edilebileceği belirtilmiş ve yargı kararları[37] ile de desteklenmiştir.

Sonuç:

Hukukumuzda vergi uyuşmazlıklarına ilişkin ikame edilen davalarda yürütmenin durdurulması bakımından idari uyuşmazlıklara göre farklı bir uygulama getirilmiştir. Tarh aşaması bakımından dava ikamesi yürütmeyi kendiliğinden durdurmakta ise de İ.Y.U.K. md.27’de ve diğer bazı özel kanunlarda bu hususa bir istisna getirilmiş; Mahkemenin vereceği kararlarla yürütmenin durdurulmasına olanak sağlanabileceği düzenlenmiştir.

Ancak, söz konusu düzenlemede yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için açık hukuka aykırılık şartının aranması , dosyanın esas bakımından incelenmesini gerektirdiğinden gereken ivedilikte karar verilebilmesini engellemektedir.

Yine teminat istenip, istenmeyeceği ve teminat miktarı konusunda Mahkemeye geniş takdir yetkisi verilmesi de aynı veya benzer olaylar bakımından farklı uygulamalara gidilmesine sebebiyet verebilir.

Hukuk devleti olmanın bir gereği olarak, idari işlemlere karşı yargı yolunun açık tutulması ve yürütmenin durdurulması kararının alınmasına olanak tanınması olumlu bir düzenleme olmakla beraber, düzenlemenin amacına uygun olarak, işleyişte bireylerin zarara uğramasını önlemek amacıyla ivediliğin sağlanması için gerekli çalışmaların yapılması gerektiği kanaatindeyim.

 


KAYNAKÇA

[1]  Metin Günday, İdare hukuku, 9.Baskı, Ankara, İmaj Yayınevi, 2005, s.112

[2] Aktaran, Zehreddin Aslan, Kahraman Berk, İdare Hukuku ve İdari Yargılamaya İlişkin Genel Kanunlar,

4.Baskı, İstanbul, Alfa Yayınları, 2006, s. 411

[3]  Celal Erkut,” İdari Yargının Yeniden Yapılandırılmasında Yargılama Hukuku Kurallarının Etkinleştirilmesi Sorunu-Yürütmenin Durdurulması Müessesesi”, İdari Yargı Sempozyumu, 2001, (çevrimiçi) http://www.danistay.gov.tr, 28.12.2010

[4] Mualla Öncel, Ahmet Kumrulu, Nami Çağan, Vergi Hukuku, 13.Bası, Ankara, Turhan Kitapevi, 2005, s.106

[5] V.U.K. md.29’da İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir şeklinde tanımlanmıştır.

[6] V.U.K. md. 30’da Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmıştır.

[7] V.U.K. md. 31’de Verginin idarece tarhı; 29 uncu ve 30 uncu maddeler dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemiyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesi olarak tanımlanmıştır.

[8] (aktaran) Zehreddin Aslan, Kahraman Berk, a.g.e. s. 408

[9] D.11.H.D.1997/575E.,1998/1081K., 18.03.1998 tarihli kararı, (çevrimiçi)http://www.danistay.gov.tr, 20.12.2010

[10] D.3.H.D. 2002/1071E., 2004/909K., 08.04.2004 tarihli kararı, (çevrimiçi)http://www.danistay.gov.tr, 01.12.2010

[11] Ödeme emrine itiraz:

Madde 58 – Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.

Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.

(Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.)

İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.

İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.

İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir.

[12] Yılmaz Özbalcı, Vergi Davaları, İstanbul, 2001, s.419

[13] İhtiyati hacze itiraz:

Madde 15 – Haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbikı, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilirler.

İtirazın şekli ve incelenmesi hususunda Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur. Bu ihtilaflar itiraz komisyonlarınca diğer işlere takdimen incelenir ve karara bağlanır. İtiraz komisyonlarının bu konuda verecekleri kararlar kesindir.

[14]İhtiyati tahakkuka itiraz:

Madde 20 – Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz tatbik olunanlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15 inci madde gereğince itirazda bulunabilirler.

[15] Özbalcı, a.g.e., s.419

[16]…Olayda, Mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine esastan verilen 28.2.2007 tarih ve E:2006/536, K:2007/189 kararın davalı idarece temyiz edildiği görülmekle, ancak temyiz sonucunda mahkemeleri kararının onaylanarak kesinleşmesi durumunda davalı idarece ihtiyati haciz işleminin kaldırılmasının söz konusu olabileceğinden…”(çevrimiçi) http://www.danistay.gov.tr, 01.01.2011

[17] İhtiyati haczin kaldırılması:

Madde 16 – Borçlu, 10 uncu maddenin 5 inci bendinde yazılı menkul mallar hariç olmak üzere, mezkür maddeye göre teminat gösterdiği takdirde ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından kaldırılır.

[18] Madde 267 – Emsal bedeli, gerçek bedeli olmıyan, veya bilinmiyen veyahut doğru olarak tesbit edilemiyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

Emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:

Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı yapılarak bedelin be cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan “Ortalama satış fiyatı” ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran %25’ten az olmaması şarttır.

İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.

(Değişik fıkra: 23/06/1982 – 2686/35 md.) Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır. Takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkı mahfuzdur. Ancak, dava açılması verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz.

Emsal bedelinin mükellef tarafından bizzat hesaplandığı hallerde, bu hesaplara ait kayıt ve cetveller ispat edici kağıtlar olarak muhafaza edilir.

Yukarıdaki esaslarla mukayyet olmaksızın kaza mercilerinin re’sen biçtikleri değerler ile zirai kazanç ölçülerini tesbit eden kararnamelerde yer alan unsurlar emsal bedeli yerine geçer.

Ücretle yapılan imalatta ücretin gerçek miktarının bilinmemesi veya doğru olarak tayin edilememesi hallerinde tesbit edilecek emsal ücret de aynı esaslara göre tayin olunur.

[19] Madde 198-[19](18/6/2009 tarih ve 5911 sayılı Kanun ile değişik) 1. 69 uncu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yapılan kontrol ve denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen gümrük vergileri ile işlemleri daha sonra yapılmak üzere teslim edilen eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin, yükümlüye tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde ödenmesi zorunludur. Ödeme süresinin bitmesinden önce ilgilinin yazılı istemde bulunması ve teminat alınması şartıyla ödeme süresi otuz gün daha uzatılabilir. Süre uzatımı beyanname kapsamı eşyanın her bir kalemi için ayrı ayrı da yapılabilir. Uzatılan süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil faizi alınır.

  1. Tebliğ edilen gümrük vergilerine karşı 242 nci madde çerçevesinde gümrük idareleri nezdinde itiraz edilmesi ödeme süresini keser. Ödeme süresi idarenin ya da yargı mercii kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren yeniden başlar.

[20]Madde 242 (18/6/2009 tarih ve 5911 sayılı Kanun ile değişik)                                                                                         1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.                                                                                                                                                                         2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir.                                    3. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece                                                                                                               yetkili makama   ulaştırılır.                                                                                                                                              4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.

[21] Mülga Madde 245- 3. Alınan kararlara karşı idari yargı merciine başvurulması, bu kararın idare tarafından uygulanmasına engel oluşturmaz.”

[22] Özbalcı, a.g.e., s.428

[23] Teminat ve değerlenmesi:

Madde 10 – Teminat olarak şunlar kabul edilir:

  1. Para,
  2. (Değişik: 17/9/2004 – 5234/7 md.) Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları,
  3. (Değişik: 17/9/2004 – 5234/7 md.) Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler (Nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilmiş ise bu işlemlerde anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınır.),
  4. Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat “Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksaniyle değerlendirilir.”,
  5. (Değişik: 13/6/1963 – 251/1 md.) İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar.

Teminat sonradan tamamen veya kısmen değerini kaybeder veya borç miktarı artarsa, teminatın tamamlanması veya yerine başka teminat gösterilmesi istenir.

Borçlu verdiği teminatı kısmen veya tamamen aynı değerde başkalarıyle değiştirebilir.

Şahsi kefalet:

Madde 11 – 10 uncu maddeye göre teminat sağlıyamıyanlar muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu gösterebilir.

Şahsi kefalet tesbit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur.

Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır.

Amme alacağını ödiyen kefile buna dair bir belge verilir.

[24] Aydın Toprak, Vergi Yargısında Yürütmenin Durdurulması, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Yüksek Lisans Tezi, 2006, s.56

[25] Celal Karavelioğlu, İdari Yargı Usulü, 6.Baskı, Ankara, Karavelioğlu Hukuk Yayınları,2006, s.1286(aktaran) AydınToprak, a.g.t., s.68

[26] aktaran, a.t., s.68

[27] Aktaran, a.t., s.70-71

[28] Aktaran, a.t. ,s.72

[29] Aktaran, a.t. ,s.74

[30] Aktaran,, a.t. ,s.89

[31] Temyiz veya itiraz istemlerinde yürütmenin durdurulması                                                                                       Madde 52

  1. (Değişik: 5.4.1990 – 3622/21 md.) Temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya itirazı incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek cümle: 10.6.1994 – 4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararların temyizi halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
  2. İptal davalarında teminat istenmeyebilir.
  3. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
  4. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.

[32] D.9.D.,30.10.1987,E.1986/2824,K.1987/3070 sayılı kararı,” Vergi Mahkemesince davanın reddinden sonra Danıştay’dan yürütmenin durdurulması kararı getirilmedikçe takibata geçilebileceği ve ihbarname çıkartabileceği(ne karar verilmiştir).”Aslan, Berk,a.g.e.s.528

[33]Zehreddin Aslan, Kahraman Berk, a.g.e., s.526-527

[34]  a.e., s.528

[35] Özbalcı, a.g.e., s.437

[36]Kararın sonuçları

Madde 28

  1. (Değişik: 10.6.1994 – 4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.
  2. (Değişik: 10.6.1994 – 4001/13 md.) Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
  3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
  4. Mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.
  5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir.
  6. Tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödenir.

[37] Danıştay 4.D. 22.11.1983,E.1983/791,K.1983/9131sayılı kararı :“Davacı hakkında uygulanan ihtiyati haciz işlemi, Dairemizin kararıyla, taşeronun vergi borcu dolayısıyla müteahhidin mal varlığına ihtiyati haciz uygulanmasında isabet görülmeyerek iptal edildiğine göre, davacının sorumlu tutulamayacağı bir vergi borcu nedeniyle uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması için gösterdiği teminatın paraya çevrilmesinde de isabet yoktur. Bu suretle idarece tahsil olunan meblağın Danıştay kararına rağmen iade edilmemesi, Danıştay’ın sözü edilen kararı gereğine göre işlem yapılmadığını göstermekte olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının bu nedenle uğradığı kararın tazmini gerekmektedir.” (Çevrimiçi), http://www.danistay.gov.tr, 02.12.2010

Son Yazılar
  • KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE CEZAİ ŞART
  • KAT MÜLKİYETİNDE AİDAT VE ORTAK GİDER ALACAĞI
  • FAALİYETİ TERKEDEN GERÇEK KİŞİLERE VERGİ DAİRELERİ TARAFINDAN ELEKTRONİK TEBLİGAT YAPILMASI VE DAVA AÇMA SÜRESİ
  • KİRAYA VERENİN 10 YILLIK UZAMA SÜRESİ SONUNDA KİRA SÖZLEŞMESİNİ FESHİ
  • YENİ MALİKİN İHTİYACINA DAYANAN TAHLİYE DAVASI
  • Yargıtay Kararları Işığında Kira Tespit Davası
  • YAPI KAYIT BELGESİNİN İMAR KİRLİLİĞİ CEZA DAVALARINA ETKİSİ
  • KİRA BORCUNUN ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE KİRACININ KİRALANANDAN TAHLİYESİ
  • SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’NUN “KURUM HATASI”NA DAYANAN YERSİZ ÖDEMELERİ TAHSİL USULÜ
  • CORONA VİRUS SALGINI SEBEBİYLE İŞ YERİ KİRACILARININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
  • FRANCHİSE SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERMESİ HALİNDE  REKABET YASAĞI- HAKSIZ REKABET-PORTFÖY TAZMİNATI

    FRANCHİSE SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERMESİ HALİNDE REKABET YASAĞI- HAKSIZ REKABET-PORTFÖY TAZMİNATI

    0 comments
    1
    likes
  • KAMU İHALELERİNDE KARARLARA KARŞI İTİRAZ HAKKI

    KAMU İHALELERİNDE KARARLARA KARŞI İTİRAZ HAKKI

     

    0 comments
    0
    likes
  • MÜTEAAHİDİN TEMLİKİNE DAYALI TAŞINMAZ SATIŞLARI

    MÜTEAAHİDİN TEMLİKİNE DAYALI TAŞINMAZ SATIŞLARI

    0 comments
    1
    likes
  • KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU

    KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU

    KİŞİSEL

    0 comments
    0
    likes
  • Sitede Arayın
    Son Makaleler
    • KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE CEZAİ ŞART
    • KAT MÜLKİYETİNDE AİDAT VE ORTAK GİDER ALACAĞI
    • FAALİYETİ TERKEDEN GERÇEK KİŞİLERE VERGİ DAİRELERİ TARAFINDAN ELEKTRONİK TEBLİGAT YAPILMASI VE DAVA AÇMA SÜRESİ
    • KİRAYA VERENİN 10 YILLIK UZAMA SÜRESİ SONUNDA KİRA SÖZLEŞMESİNİ FESHİ
    İletişim Bilgilerimiz
    Adres : Ercüment Batanay Sk. No:14 Dumankaya Ikon Residence A 2 Blok K:1 D:6 Ataşehir İSTANBUL
    Telefon : + 90 216 340 30 14
    Faks : + 90 216 340 30 14
    E-Mail : info@ozmeric.av.tr
    Bizi Tanıyın
    Özmeriç Hukuk Bürosu, çalışma alanlarında müvekkillerine özenli, ihtiyaca yönelik ve mesleki etik kurallar dahilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
    © 2016 Tüm Hakları Saklıdır - Özmeriç Hukuk Bürosu