MİRASÇILARIN VERGİ BORCUNDAN SORUMLULUĞU
VE
VERGİ BORCUNDA TAHSİL ZAMANAŞIMI
Ocak, 2019
Av.Merve Ayçe ÖZMERİÇ
Kamu alacaklarının tahsili amacıyla, vergi daireleri tarafından murislerin (vefat eden şahısların) mirasçılarına ödeme emri gönderilmekte ve alacağın tahsili bu şekilde sağlanmaya çalışılmaktadır. Uygulamada murislerin vergi borçlarının doğduğu tarihten uzun yıllar sonrasında vergi daireleri tarafından mirasçılara ödeme emri gönderildiği, tüm vergi borcunun talep edildiği görülmektedir. Bu sebeple, iş bu çalışmada mirasçıların vergi borcundan sorumluluğu ve tahsil zamanaşımı hususları izah edilmeye çalışılacaktır.
Mirası reddeden mirasçıların murisin vergi borçlarından sorumluluğunun olmayacağı kuşkusuzdur. Mirası reddetmeyen mirasçıların ise, vergi borçlarından “miras hisse oranına” göre sorumluluğu gündemde olacaktır. Bu sebeple öncelikle vergi borçları için mirasçılara karşı düzenlenecek ödeme emirlerinde mirasçıların hisse oranlarına göre borcun talep edilmesi gerekmekte olup, aksi halde ödeme emrinin iptali sebebi ortaya çıkacaktır. Zira, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “mirasçıların sorumluluğu” başlıklı 12. maddesinde; ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği, ancak, mirasçılardan her birinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Mirasçılara gönderilen ödeme emirleri bakımından vergi borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, zamanaşımını kesen bir sebep olup olmadığı da değerlendirilmesi gereken bir başka noktadır. Vergi Kanunları ile vergi borçları için çeşitli zamanaşımı süreleri düzenlenmiş olup, bu kapsamda tahsil zamanaşımı da 5 yıllık süreye isabet etmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “tahsil zamanaşımı” başlıklı 102’nci maddesinde; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
6183 sayılı Kanunun “zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesinde ise,
- Ödeme
- Haciz tatbiki
- Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat
- Ödeme emri tebliği
- Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
- Yukardaki 5 muameleden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,
- İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
- İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,
- Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması,
Hallerinde tahsil zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.
Bu halde amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacaktır. Zamanaşımının kesilmesi söz konusu olursa, tahsil zamanaşımı kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılından itibaren yeniden başlayacak ve zamanaşımı yeniden kesilmez veya durmazsa 5 yıl içerisinde tahsil zamanaşımı süresi dolacaktır.
Zamanaşımını kesen sebeplerin değerlendirilmesi açısından önemle belirtmek gerekir ki, Vergi Daireleri tarafından yapılan cüzi miktarlı ödemelerin zamanaşımı kesen sebep olarak da kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır. Danıştay 3. Dairesi 25.09.2012 tarih ve E. 2010/4340, K. 2012/3047 sayılı kararı ile “Zamanaşımı süresinin dolmasından önce yapılan cüz’i tutardaki ödemelerin mükellefler tarafından yapıldığının kabulünün ticari icaplara uygun düşmediği, söz konusu ödeme nedeniyle tahsil zamanaşımı süresinin kesildiğinden bahsedilmesine olanak bulunmadığı” şeklinde karar vermiştir.
Nihayetinde, hukuka aykırılık barındıran bir ödeme emrinin tebliği halinde, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödeme emrinin iptali talepli dava açma hakkı düzenlenmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58’inci maddesi uyarınca kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Sonuç olarak, mirasçıların mirasçılık oranına göre düzenlenmeyen veyahut zamanaşımına uğrayan vergi borcu için tebliğ edilen ödeme emrinin iptalini sağlamak ve Vergi Dairesi tarafından uygulanması muhtemel haciz, satış gibi işlemlerin önlenmesi için yürütmenin durdurulması talebiyle ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde dava açma hakları bulunmaktadır.

0 comments