HAVALE İLE KARZ (ÖDÜNÇ) SÖZLEŞMESİNİN İSPATI
Av.Merve Ayçe ÖZMERİÇ
Mayıs 2019
Uygulamada çoğu kere taraflar arasında havale yöntemi ile ödünç para verildiği, ancak ödünç iadesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı ve bu hususun yargıya intikal ettiği görülmektedir. Bu sebeple havale yaparken havalenin hukuki mahiyetini belirlemek gerekmektedir.
Havale, mevcut bir borcun alacaklısına ödendiğine dair bir karine teşkil eder. Çünkü kural olarak havale bir ödeme vasıtasıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılır. Havale, ödeme belgesi olup, ödünç akdinin varlığını kanıtlamaz.
Bu aşamada yapılan bir havalenin ödünç sözleşmesine dayalı olması halinde bu hususun ispat edilmesi gerekecektir. Bu hususta taraflar arasında ödünç sözleşmesi yada havalenin açıklamasında ödünç olarak verildiğine dair bir açıklama ispat vasıtası olabilecektir.
Yargılama aşamasında karşı tarafın ödünç ilişkisini inkâr etmesi halinde, ödünç ilişkisinin varlığını davacının kanıtlaması gerekmektedir. Yargıtay Özel Dairesinin konuya ilişkin içtihatları bu yöndedir.
T.C Yargıtay 13.Hukuk Dairesi Esas: 2004/ 12189 Karar: 2005 / 1003 Karar Tarihi: 28.01.2005 kararında belirtilmiştir:
“Davacı davasını açarken karz hukuki ilişkisine dayanmış ve davalıya banka havalesi ile borç olarak gönderilen paranın kendisine iade edilmediğinden yaptığı icra takibine de itiraz edildiğinden bu davayı açmıştır.
Davalı, icra takibine yaptığı itirazında gönderilen paranın borç olarak gönderilmediğini bildirmiş, davaya cevap vermemekle de davacı iddiasını inkâr etmiştir. Davacının, parayı borç olarak gönderdiğini yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Miktar itibariyle ve davalının açık muvafakatı olmadığından olayda tanık dinlenemez. Davacı iddiasını ispat için banka dekontuna dayanmaktadır. İbraz ettiği dekontta paranın karz olarak gönderildiğine dair bir açıklama bulunmamaktadır. Havale borç ödeme vasıtasıdır. Öyle olunca davacının dayandığı dekontlar davacı iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. Davacı iddiasını kanıtlayamamış ise de, açıkça dava dilekçesinde vesair delil demek suretiyle yemin delillerine dayandığı anlaşıldığından, Mahkemece davacıya, davalıya yemin teklifi hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sunuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”
T.C Yargıtay 13.Hukuk Dairesi Esas: 2003/ 1046 Karar: 2003 / 3423 Karar Tarihi: 25.03.2003 tarihli kararından alıntıdır:
“Davacılar, davaya konu parayı murisleri babalarının Almanya’dan davalıya borç olarak gönderildiğini ileri sürmüşler; davalı ise bu paraların kendisine ödünç olarak değil, bağış olarak gönderildiğini savunmuş ve böylece karz ilişkisini inkar etmiştir. Bu durumda davacıların iddialarını yasal delillerle ispat etmeleri gerekir. Davada dayanılan havale makbuzlarında paraların hangi amaçla gönderildiği hususunda bir açıklama yoktur. Bu nedenle bu makbuzların tek başına alacağın varlığını kanıtladığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Havale dekontları borç ödeme belgesi niteliğindedir. Davalının açık muvafakati olmadığı için HUMK 289 maddesi hükmünce olayda miktar itibariyle tanık dinlenemez ve dinlenilen tanıkların beyanlarına itibar edilemez. Davacılar, murisleri babaları tarafından davalıya borç para gönderildiğini yasal delillerle ispat edememişlerdir.”
Belirtilen sebeplerle, salt açıklamasız bir havale ile ödünç ilişkisinin varlığı ispat noktasında sorun teşkil edecektir. Kanuni karine havaleyi mevcut bir borcun sonlandırılması olarak düzenlemiştir. Bu sebeple ödünç kapsamındaki ilişki ve borç verme sadece havale ile ispatlanamayacak, ödünç ilişkisinin varlığına ilişkin ayrıca yasal deliller aranılacaktır. Yargıtay kararlarında da havalede bir açıklama bulunmaması halinde, dekont ile ödünç ilişkisinin ispatlanamayacağı belirtilmiş ve diğer yasal delillere başvurma mecburiyetine değinilmiştir.

0 comments