• Anasayfa
  • Bizi Tanıyın
  • Uzmanlık Alanlarımız
    • Ticaret ve Şirketler Hukuku
    • Marka Tasarım ve Fikri Mülkiyet Hukuku
    • İnşaat Hukuku ve Eser Sözleşmeleri İhtilafı
    • Kamu İhale Hukuku
    • Sözleşmeler Hukuku
    • Yabancılar Hukuku ve Uluslararası Hukuk
    • Borçlar Tazminat Taşınmaz Hukuku
    • İdare ve Vergi Hukuku Davaları
    • İcra ve İflas Hukuku
    • Kira Hukuku
    • Kat Mülkiyeti Hukuku
    • Miras Hukuku ve Medeni Hukuk
    • Boşanma ve Nafaka Hukuku
    • İş Hukuku
  • İletişim
  • Makaleler
  • Güncel Gelişmeler
  • Yasal Uyarı
  • Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram

Limited Şirket Ortaklarının Vergi Borçlarından Sorumluluğu

                                         LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ VERGİ BORÇLARINDAN SORUMLULUĞU 

 

Yazar: Av. Merve Ayçe ÖZMERİÇ

İstanbul, 2011

GİRİŞ:

Limited şirket, bir ticaret unvanı altında kurulan, ortaklık borçlarından sadece ortakların malvarlığı ile sorumlu bulunduğu, tüzel kişiliğe sahip olan esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların esas sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır.[1]

Türk Ticaret Kanunu md. 573 (Eski Türk Ticaret Kanunu md.503) de limited şirketin özellikleri ortak sayısı, ortaklarının yükümlülükleri, amaç ve konusu düzenlenmiştir:

(1) Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur.

(2) Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.

(3) Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir.

Hukukumuzda limited şirketlerin ortakları kural olarak şirketin borçlarından sorumlu değildir. Ancak bu kuralın istisnalarından biri, kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluktur. Limited şirket ortağının bu borcu onun limited ortaklığa koyduğu veya koymayı üstlendiği sermayeden ayrı olarak, ayrı ve bağımsızdır.[2] Kamu borçları kapsamında bulunan vergi borçları bakımından ortakların sorumluluğu bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır

LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ VERGİ BORÇLARINDAN ŞAHSEN  SORUMLULUĞUNUN KANUNİ DAYANAĞI:

Türk Ticaret Kanunu’ndaki değişiklik limited şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin farklı bir düzenleme getirmemektedir. Kural olarak, limited şirket ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu değildir. Ancak bu kurala, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun madde 35 ile bu hükme bir istisna getirilmiştir:

             Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.)Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.)Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

VERGİ BORÇLARININ AMME ALACAĞI KANUNU KAPSAMINDA BULUNMASI:

Limited şirket ortakların sorumlu olduğu amme alacakları ödemesinin neler olduğu yine aynı kanunun 1.maddesinde kanunun kapsamını belirten hükmüyle düzenlenmiş bulunmaktadır, bu düzenlemeyle vergi borç ve cezalarının amme alacağı kapsamına dâhil olduğuna kuşku yoktur.

6183 sayılı Kanun md:1

Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.

LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ VERGİ BORÇLARINDAN SORUMLULUĞUNUN ŞARTLARI, KAPSAMI, SINIRLARI:

Tamamen veya Kısmen Tahsil Edilemeyen veya Tahsil Edilemeyeceği Anlaşılan Amme Alacağının Olması:

Kanunda bu hususla ilgili detaylı düzenleme yapılmamış olup, 11.12.1998 tarih ve 23550 sayılı resmi gazetede yayınlanan 405 seri nolu Tahsilat Genel Tebliği ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tahsil imkanının bulunmaması gerektiği düzenlenmiş ve yine anılan tebliğin 1.1. maddesi ile şirketten tahsilatın imkanı bulunmaması halleri şu şekliyle belirtilmiştir:

  • Şirketin haczedilen mal varlığının, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,
  • Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
  • Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması,
  • Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması, gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı hallerdir.

Danıştay 4.Dairesi 1996/2933E., 1996/4117 K.sayılı, 12.11.1996 tarihli kararı[3] ile de belirtildiği üzere, “Kamu alacağının Limited şirketten tahsil edilememesi halinde ortaklar hakkında ödeme emri düzenlenmesi gerekir.”

Danıştay 7.Dairesi1992/3524 E., 1994/395 K. sayılı 02.02.1994 tarihli kararı[4]: ”Asıl borçlu limited şirketten tahsil olanağı kalmadığı yolunda bir saptama yapılmadan şirket ortağından amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri yasal değildir.”

Limited şirketin tasfiye edilerek ticaret sicilinden kaydının silinmesi tahsil edilememe koşulunun sağlanması için yeterlidir. Yargıtay 10.Hukuk Dairesi 2003/2686 E., 2003/3190 K.sayılı, 07.04.2003 tarihli kararı[5]: “Ticaret Sicil Memurluğunun yanıtından borçlu C… Limited Şirketinin 3.11.1999 tarihinde tasfiye edilerek sicilden kaydının silindiğinin anlaşılmış olması karşısında, anılan maddede “tüzel kişinin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememe” koşulu somut olayda gerçekleşmiş olmaktadır.

Ortakların vergi borçlarından sorumluluğu sermaye hissesiyle orantılıdır.

Ortakların vergi borçlarından sorumluluğu müteselsil değil müşterek bir sorumluluk türüdür, örnek olarak 1.000.000,00-TL vergi, ceza ve gecikme zammı bulunan limited şirketin %40 oranında hissesi olan ortağı, vergi borcunun şirketten tahsil edilmemesi halinde, borcun %40’ı olan 400.000,00-TL için 6183 sayılı Kanun md. 35’e göre takip edilebilecektir.[6]

Ancak şirket ortaklarının hepsinin müdür olması halinde sermaye hissesi oranında sorumluluktan bahsedilemez. Zira bu halde ortak ve müdür sıfatını taşıyanlar hakkında 6183 sayılı kanunun mükerrer 35.maddesi uyarınca takip yapılacak, yani limited şirketin vergi borcunun tamamından sorumluluk gündeme gelecektir.[7]

Ortağın payını devretmesi halinde vergi borçlarından sorumluluğu ancak ortak olduğu döneme ilişkindir.

5766 sayılı kanunla yapılan değişiklikle 6183 sayılı kanunun 35. Maddesine iki fıkra eklenmiş bulunmaktadır[8]. Maddeye eklenen ikinci fıkra ile payını devreden ortağın, ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan sorumluluğu devam etmekte hatta devralan ortak da bu borçlardan müteselsilen sorumlu olacaktır. Maddeye eklenen üçüncü fıkra ile de ödeme ve vergi alacağının doğduğu zamanların farklı olabilmesi haline binaen, borçlardan gerek vergi alacağının doğduğu andaki ortak gerekse ödeme zamanındaki ortak müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu olacaktır.

5677 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle eski kanun maddesi zamanında Danıştay’ın farklı yönde verilen kararlar da önlenmiştir. Zira, kanunda bu hususta açık bir düzenleme olmadığından, aşağıda alıntılar da görüldüğü üzere farklı yönde kararlar gündeme geliyordu.

Danıştay 3. Dairesi 1995/810 E., 1995/2825 K. sayılı, 04.10.1995 tarihli kararı[9]: ”Limited şirketteki hissesini devrederek ortaklıktan ayrılan kişi hakkında ihtiyati haciz uygulanamayacağı…”

Danıştay 4.Dairesi 1993/110 E., 1994/4701 K.sayılı, 11.10.1994 tarihli kararı[10]: ”Limited şirket ortağı ortaklıktan ayrıldığında sorumluluğu sona erer.”

Danıştay 11.Dairesi 1995/965 E., 1995/1136 K. sayılı, 13.04.1995 tarihki kararı[11]: “Limited şirket ortağı ve kanuni temsilcisi, ortaklık payını devretmeden önceki dönemlere ait şirket borçlarından sorumludur.”       

Ortağın Takip Edilmesinde Uygulanacak Usul:

Önceki açıklamalarda, ortağın takip edilmesi için öncelikle asıl borçlu şirket hakkında takip yapılması gerektiği ve bu takip sonucu alacağın kısmen veya tamamen elde dilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerektiğini belirtmişti.

Limited şirket ortağı hakkında haciz işlemlerine girişilmesi için ortağa usulüne uygun bir şekilde ödeme emri tebliğ edilmiş olması gerekmektedir.  Kendisine 6183 Sayılı kanun md.55 uyarınca ödeme emri tebliğ olunan ortak yine aynı kanunun 58. maddesi uyarınca böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği ve borcun zamanaşımına uğradığı gerekçeleri ile ödeme emrinin tebliğ tarihinden 7 güç içerisinde itiraz edebilecektir..[12]

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 1995/104 E., 1996/255 K. sayılı, 31.05.1996 tarihli kararı[13]:

“Olayda davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edildiği, ancak şirket tarafından söz konusu borç ödenmediğinden davacının maaşlarına haciz uygulanarak bu alacağın tahsili yoluna gidildiği, yükümlüye yapılan tebligat şirketi ilzam ederse de, şirketin ortağı ve temsilcisi olan davacının söz konusu vergiden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesi uyarınca sorumlu tutularak takibine ancak kendisi adına düzenlenmiş bir ödeme emri ile başlanabileceği, usulüne uygun düzenlenmiş bir ödeme emri olmadan söz konusu verginin şirketin kanuni temsilcisi ve ortağı olan davacının şahsi mal varlığından tahsiline olanak bulunmadığı, usulüne uygun olarak tahakkuk etmiş vergi borcu bulunmayan davacıdan şirkete ait vergi borcunun istenmesi ve alınmasının, Vergi Usul Kanununun 116 ncı maddesi ve 118 inci maddesinin 1 inci bendi hükmü gereğince düzeltilmesi gereken bir vergilendirme hatasını oluşturacağı gerekçesiyle, davacının düzeltme ve şikayet isteminin cevap verilmemek suretiyle reddi yolundaki Maliye Bakanlığı işleminin iptaline karar verilmiştir.Karar, Maliye Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi Kararın özet bölümünde yazılı Danıştay Yedinci Dairesinin 1994/2864 sayılı Kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir. Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine karar verildi.”

Ortağa gönderilen ödeme emrinde, ortağın hangi sebebe dayanılarak ve hangi sıfatla takip edildiğine ve yine miktara ilişkin bilgilerin yer alması gerekmektedir, aksi halde gönderilen ödeme emri geçersiz bir belge hükmünde olacaktır.

Danıştay 4.Daire 2001/3600 E., 2002/3184 K. sayılı, 10.10.2002 tarihli kararı[14]:

“6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı belirtikten sonra ikinci fıkrasında; ödeme emrinde borcun aslı ve ferilerinin mahiyet ve miktarı, nereye ödeneceği, müddetinde ödenmediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsili ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunulduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağının kayıtlı bulunacağı düzenlenmiştir.

Ödeme emirlerinin bu madde uyarınca, kanunda yazılı unsurları ihtiva etmesi gerekir. Genellikle takibe konu amme alacağının niteliğinin tayinine yarayacak bu hususların ödeme emriyle borçlunun bilgisine sunulmasıyla amme borçlusu, hangi alacak için takip edildiğini öğrenerek buna karşı kullanabileceği savunma sebeplerine göre mercilere başvurmak veya takibin devamına izin vermek yollarını kullanabilecektir. Alacağın niteliği ve yasal dayanağının tayinine imkân verecek gerekli bilgileri taşımayan ödeme emrinin, borçluya bu olanağı sağlayacağını ve kanuna uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Özellikle, bir limited şirketin vadesinde ödenmeyen borçlarının takibinde, ödeme emri tebliğ edilen şahsın, hangi sıfatla takip edildiğini bilmesi ancak bu yolla mümkün olacağından, alacağın türü ve niteliği ile yasal dayanağının ödeme emrinde yer alması ayrıca önem taşımaktadır.

Olayda ise davalı İdare savunmasından ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu limited şirketin 1990, 1991 ve 1992 yılları için yapılan ve dava konusu edilerek kesinleşen borçları ile 1992 ve1993 yıllarında beyan üzerine tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenip,tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, dosyaya ekli ödeme emirlerinde şirket ortağı olarak davacının adının, vergilerin türü,,dönem ve taksitleri ile vade ve miktarlarının yazılı olduğu ancak bu borçlardan dolayı davacının ortak olarak mı,kanuni temsilci olarak mı sorumlu tutulduğuna dair bir şerh bulunmadığı gibi borcun tamamının mı yoksa sermayeye miktarına göre mi istendiği de anlaşılmamaktadır. Bu durumda, dava konusu edilen ödeme emirlerinin, gerçekte mevcut amme alacağının asıl ve ferilerinin mahiyetinin ve davacıdan istenilmesinin yasal dayanağının gösterilmemiş olması nedeniyle kanuni unsurları taşıyan hukuken geçerli bir belge olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ödeme emirlerindeki bu eksikliğin savunmada getirilen açıklamalarla ve mahkemece bu açıklamalara dayanılarak karar verilmesiyle düzeltilerek geçerlilik kazandırılması kabul edilemez.”

LİMİTED ŞİRKET KANUNİ TEMSİLCİLERİNİN  VE ORTAKLARININ VERGİ BORÇLARINDAN SORUMLULUĞUNUN KARŞILAŞTIRILMASI:

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki kanun mükerrer madde 35 de kanuni temsilcilerin amme alacaklarına karşı sorumluluğu düzenlenmiştir:

Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.

Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.

Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Türk Ticaret Kanunu md. 623[15] (eski madde 540[16]) de limited şirketlerde yönetim ve temsil konusu düzenlenmiştir.dEski düzenlemede kural olarak aksi kararlaştırılmadıkça tüm ortakların birlikte müdür sıfatına sahip oldukları belirtiliyordu. Yeni düzenlemede ise yönetim ve temsilin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği belirtilmiş, bununla beraber en az bir ortağın yönetim ve temsil yetkisine sahip bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bu sebeple yeni düzenleme doğrultusunda limited şirket ortaklarından en az biri 6183 sayılı Amme Alacaklarının tahsili Usulü hakkındaki Kanunun mükerrer 35. Maddesine göre sorumlu olacaktır.

Görüldüğü üzere, 35. maddedeki sorumluluk sadece limited şirket ortaklarına ilişkin iken, mükerrer 35.maddedeki sorumluluk tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan kuruluşların kanuni temsilerine ilişkindir. Yine mükerrer 35. madde de asıl vergi borçluları önceki cümlede sayılanlar olmasına rağmen; 35.madde yalnızca limited şirketlerin ödenmeyen kamu borçları ile sınırlıdır.[17]

Amme borçlarından ortakların sorumluluğu sermaye hissesi oranında olmasına rağmen kanuni temsilcilerin sorumluluğunda böyle bir oran söz konusu değildir, borçlardan külliyen sorumludurlar.[18] Danıştay 11.Dairesi 1996/10106 E., 1996/1140 K. sayılı, 14.03.1996 tarihli kararında[19] şirketten tahsil olanağı kalmayan vergi borçlarının tamamından sorumlu olduğu görüşüne yer verilmiştir.

Yine Danıştay 7.Dairesi 1999/905 E., 1999/ 26.10.1999 sayılı kararında[20] da kanuni temsilcinin sorumluluğunun hissesi ile sınırlı olamayacağını şu şekilde belirtmiştir: ”Davacı, şirketin motorlu taşıtlar vergi borcu nedeniyle adına düzenlenen ödeme emrinin, şirketteki hisse oranının %5 olmasından bahisle iptalini istese de, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde kanuni temsilcilerin sorumluluğu konusunda hisse itibariyle herhangi bir ayırım yapılmamış olması ve kanuni temsilcinin sorumluluğunun şirketteki hissesi ile sınırlı olmamasından dolayı, düzenlenen ödeme emri de yasaya uygundur.”

Limited şirket ortaklarının sorumluluğu kanuni temsilcilerin sorumluluğundan sonra gelmektedir. Yani ortakların sorumluluğu üçüncü derecedir, alacağın öncelikle ortaklıktan ve kanuni temsilciden tahsili yoluna gidilmesi gerekmektedir. Danıştay 4.Dairesi 2008/5383 E., 2009/1912 K. sayılı, 13.04.2009 tarihli kararı[21] bu hususa değinmiştir: İncelenen dosyada, vergi borcunun şirketten tahsilinin olanaksız hale geldiği belirtilerek, ortak olan davacı adına ödeme emirleri düzenlenmiş ise de; Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan ortaklar kurulu kararı ile Türk Ticaret Kanunu’nun 540ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şirket ortaklarından Selahattin Er’in şirketi temsile yetkili kılındığı anlaşıldığından öncelikle kanuni temsilci olan bu şahıs hakkında takip yapılmak suretiyle şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili yoluna gidilmesi gerekirken, bu usule uyulmaksızın doğrudan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

6183 sayılı yasanın mükerrer 35.maddesine kanuni temsilciler asıl borçlu olan şirkete rücu edebileceği de düzenlemiştir, bu anlamda Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 1985/3 E., 1985/9K. sayılı 15.04.1985 tarihli kararında belirtildiği üzere, asıl borçlu veya diğer kanuni temsilciler ile kamu alacağını kendi malvarlığından ödeyen kanuni temsilci arasında bu konuda çıkacak uyuşmazlıklarda adli yargı yeri görevlidir.[22]

SONUÇ:

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun ile bu kanun kapsamındaki alacakların takibinde uygulanacak usul ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden de biri de uygulamada çok fazla karşılaşılan limited şirketlerin vergi borçlarına ilişkindir.

6183 sayılı Kanunun 35 maddesi ile şirketten ayrı olarak, alacaklı idarenin şirket ortaklarını takip etme olanağı bulunmaktadır. Kanunda düzenlendiği üzere, bu takibin yapılması için temel şart şirket hakkında yapılan takibin olumsuz olarak sonuçlanmasıdır.

Bilindiği üzere amme alacakları kapsamında bulunmayan alacakların tahsilinde böyle bir olanak yoktur. Uygulamada şirketlerin iflas etmesi veya tasfiye edilmesi neticesinde ticaret hayatında bir çok alacak semeresiz kalmaktadır.

Ortakların vergi borçlarından şahsen sorumlu olması bu alacağın niteliğine bağlanmış bir ayrıcalıktır. Kanun metnine eklenen maddeler ile de sorumluluğun kapsamı genişletilmiş, Danıştay’ın farklı yönde verdikleri kararların önüne geçilmiştir. Bu düzenlemelerle limited şirket hissesinin devrinde, devralan  ve devreden ortak da vergi borcundan sorumlu tutulacaktır. Hatta vergi alacağının doğduğu zamandaki ortak ile ödeme zamanındaki ortak da borçtan müteselsilen sorumlu olacaktır.

Kanuni temsilcilerin sorumluluğu ise ortakların sorumluluğundan daha ağır niteliktedir. Nitekim ortaklar sermaye hissesi oranında sorumlu olurken kanuni temsilciler tüm borçtan sorumludurlar.


 

KAYNAKÇA

Candan, Turgut, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun, Ankara,  2007

(çevrimiçi) http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp, 17.04.2011

(çevrimiçi)phttp://www.diaport.com.tr/PublicPages/DiaDetails.aspx?diaf=0040004_000420020360003184as&vType=0,17.04.2011

(çevrimiçi),ehttp://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=77993&KOS_KOD=88&ForArsiv=1, 20.04.2011

Demirkol, Selami, Tekin, Önder, Toktaş, Nihat, Danıştay Vergi Dava Daireleri Karar Özetleri, 2.Baskı, İstanbul, , 2005

Kazancı İçtihat Bankası Programı, 2008

Ozansoy,Fatma, Anonim ve Limited Şirketlerde Vergi Borcundan Dolayı Yönetim Kurulu Üyeleri ile Ortakların Sorumluluğunun Analizi ve Değerlendirilmesi, Gazi üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Maliye Anabilimdalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008

Özbalcı, Yılmaz, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun Yorum ve Açıklamaları, Ankara, 2007

Poroy, Reha, Tekinalp, Ünal, Çamoğlu, Ersin, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku,  9.Baskı, İstanbul, 2003

[1] Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku,  9.Baskı, İstanbul,     2003, s.873

[2]A.e., s.919

[3] Yılmaz Özbalcı, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun Yorum ve Açıklamaları,      ,,,,Ankara, 2007, s.364

[4] A.e., s.366

[5] Kazancı İçtihat Bankası Programı, 2008

[6] Fatma Ozansoy, Anonim ve Limited Şirketlerde Vergi Borcundan Dolayı Yönetim Kurulu Üyeleri ile Ortakalrın Sorumluluğunun Analizi ve Değerlendirilmesi, Gazi üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Maliye Anabilimdalı  Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008

[7]A.t., s.112

[8] 5755 sayılı kanunun 6183 sayılı kanun 35.maddesinde değişiklik öngören 3.madde gerekçesi:

Madde ile 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde ibare değişikliği yapılması ve maddeye iki fıkra    eklenmesi öngörülmektedir.

Maddede yapılan ibare değişikliği ile limited şirketten tahsil edilemeyen dolayısıyla 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi kapsamında takip edilmesi gereken kamu alacaklarından ikincil sorumlu olan şirket ortaklarının sorumluluklarının başlayabilmesi için açıklayıcı hüküm getirilmekte, limited şirketin amme borçlarından, eski ve yeni ortakların ne şekilde sorumlu olacakları hususu da düzenlenmektedir.

Maddede yapılan bir diğer düzenleme ile amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olması halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları belirtilmekte ve bu sorumluluk uygulamasının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren amme alacaklarının, düzenlendikleri kanunlardaki kanuni ödeme sürelerinde ve/veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre verilen özel ödeme süreleri içinde farklı şahısların ortak olması halini de kapsadığı ifade edilmektedir.

Limited ortakların sorumluluğuna esas alınan amme alacaklarının doğduğu zamanlar, dönemleri ve ödeme zamanları kriterleri, yargı kararlarında da benimsenmiş, ancak bu zamanlarda farklı şahısların ortak olması halinde sorumlu tayininde kararlar içinde görüş birliğine varılamamıştır. Önerilen düzenleme, yargı kararları ile içtihat oluşturulamamış bu konulara açıklık getirerek ihtilafları azaltma amacını taşımaktadır.

Diğer taraftan yine yargı kararları da dikkate alınarak madde ile bu şahıslara müteselsil sorumluluk getirilmesi, bir yandan hisse devri yapan ortakların borcunu ödemesini sağlayacak, diğer yandan da devralan şahısların limited şirket hissesinin değerini borçluluk durumunu da göz önüne alarak belirlemesine imkan verecektir.

[9] Turgut Candan,  Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun,  Ankara,  2007, s.169   dipnot 175

[10] Yılmaz Özbalcı, a.g.e., s.368

[11] a.e., s.367

[12] Fatma Ozansoy, a.g.t., s.115

[13] (çevrimiçi) http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp, 17.04.2011

[14](çevrimiçi)phttp://www.diaport.com.tr/PublicPages/DiaDetails.aspx?diaf=0040004_000420020360003184as&vType=0,17.04.2011

[15] Türk Ticaret Kanunu madde 623:(1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.(2)Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.(3)Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.

[16] Eski Türk Ticaret Kanunu madde 540: Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar.

Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir

Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler.

Limitet şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde,ancak o hükmi şahıs adına limitet şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limitet şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.

[17] Turgut Candan, a.g.e., s.166

[18] A.e., s.167

[19] Selami Demirkol, Önder Tekin, Nihat Toktaş, Danıştay Vergi Dava Daireleri Karar Özetleri, 2.Baskı, İstanbul, , 2005

[20](çevrimiçi),ehttp://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=77993&KOS_KOD=88&ForArsiv=1, 20.04.2011

[21] Kazancı İçtihat Bankası Programı, 2008

[22] Turgut Candan, a.g.e., s.197 dipnot 209

Son Yazılar
  • KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE CEZAİ ŞART
  • KAT MÜLKİYETİNDE AİDAT VE ORTAK GİDER ALACAĞI
  • FAALİYETİ TERKEDEN GERÇEK KİŞİLERE VERGİ DAİRELERİ TARAFINDAN ELEKTRONİK TEBLİGAT YAPILMASI VE DAVA AÇMA SÜRESİ
  • KİRAYA VERENİN 10 YILLIK UZAMA SÜRESİ SONUNDA KİRA SÖZLEŞMESİNİ FESHİ
  • YENİ MALİKİN İHTİYACINA DAYANAN TAHLİYE DAVASI
  • Yargıtay Kararları Işığında Kira Tespit Davası
  • YAPI KAYIT BELGESİNİN İMAR KİRLİLİĞİ CEZA DAVALARINA ETKİSİ
  • KİRA BORCUNUN ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE KİRACININ KİRALANANDAN TAHLİYESİ
  • SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’NUN “KURUM HATASI”NA DAYANAN YERSİZ ÖDEMELERİ TAHSİL USULÜ
  • CORONA VİRUS SALGINI SEBEBİYLE İŞ YERİ KİRACILARININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
  • KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI KAPSAMINDAKİ  TAŞINMAZLARIN İLK SATIŞINDA  TAPU HARCINDAN MUAFİYET

    KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI KAPSAMINDAKİ TAŞINMAZLARIN İLK SATIŞINDA TAPU HARCINDAN MUAFİYET

    0 comments
    1
    likes
  • LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN AZLİ

    LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN AZLİ

    0 comments
    0
    likes
  • KARŞILIKSIZ ÇEKLER İÇİN  TEKRAR ADLİ PARA CEZASI DÜZENLEMESİ GELİYOR!

    KARŞILIKSIZ ÇEKLER İÇİN TEKRAR ADLİ PARA CEZASI DÜZENLEMESİ GELİYOR!

    0 comments
    0
    likes
  • ŞİRKET HİSSELERİNİN (PAY) DEVRİ

    ŞİRKET HİSSELERİNİN (PAY) DEVRİ

    Av. Merve Ayçe ÖZMERİÇ Kasım, 2017
    0 comments
    0
    likes
  • Sitede Arayın
    Son Makaleler
    • KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE CEZAİ ŞART
    • KAT MÜLKİYETİNDE AİDAT VE ORTAK GİDER ALACAĞI
    • FAALİYETİ TERKEDEN GERÇEK KİŞİLERE VERGİ DAİRELERİ TARAFINDAN ELEKTRONİK TEBLİGAT YAPILMASI VE DAVA AÇMA SÜRESİ
    • KİRAYA VERENİN 10 YILLIK UZAMA SÜRESİ SONUNDA KİRA SÖZLEŞMESİNİ FESHİ
    İletişim Bilgilerimiz
    Adres : Ercüment Batanay Sk. No:14 Dumankaya Ikon Residence A 2 Blok K:1 D:6 Ataşehir İSTANBUL
    Telefon : + 90 216 340 30 14
    Faks : + 90 216 340 30 14
    E-Mail : info@ozmeric.av.tr
    Bizi Tanıyın
    Özmeriç Hukuk Bürosu, çalışma alanlarında müvekkillerine özenli, ihtiyaca yönelik ve mesleki etik kurallar dahilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
    © 2016 Tüm Hakları Saklıdır - Özmeriç Hukuk Bürosu